Selaam Kar Tanelerim :)
Yine efso bir bölümle geldim.
Bölümü beğendiyseniz lütfen oy vermeyi unutmayın.
Hepinizi çoook seviyorum <3
****
Rüzgâr sırtıma kamçı gibi vururken,saçlarım yüzüme savruluyordu,gözlerimi sımsıkı yumup zemine çakılışımı bekledim ama o an hiç gelmedi.
Dylan'ın kolları arasında yavaşça ormanın zeminine indik.
"Sen minik iblisim,ya çok cesursun yada çok aptal,karar veremiyorum."
Kollarını göğsünde bağlamış,tek kaşını kaldırıp, bana incelenecek bir denekmişim gibi bakan Dylan'a ters ters baktım.
"Aptal değilim ben!"
"Ha o zaman çok zeki olduğun için, kendini öyle bir yükseklikten fırlattın."
"Beni o yükseklikten atmaya çalışan kişimi bunu söyleyen"dedim alayla.
"Onun sebebi...ah evet,neredeyse unutacaktım,benden sır saklamanı istemiyorum demiştim,şimdi dökül bakalım."
"Sana söyleyecek bir şeyim yok."
"Amelia bazen cidden.." Durup yüzünü ekşitti.
İki elinide havaya kaldırıp,bir adım geri çekildi.
"Tamam pes ediyorum,bu konuyu şimdilik kapatıyorum,yola devam etmeliyiz."
Başımla onayladım ve beni kollarına almasına izin verdim.
Hava kararana kadar uçmaya devam ettik,güneş tamamen battığında yere henüz inmiştik ki, belden yukarısı tamamen çıplak olan Cyrus göründü.
Ay ışığında altın gibi parlayan bronz tenine bir süre bakakaldım,cidden bir heykel tarafından özenle oyulup,işlenmiş gibiydi.
"Güzel,tam zamanında geldiniz"dedi.
Anlamayarak yüzüne baktım,bana ukala bir gülücük verdi ve arkasında ki elini gösterdi.
Cyrus avlanmıştı, derisi yüzülmüş yabani hayvanın ne olduğunu kestiremesemde, günlerdir bayatlamış ekmek ve sararmış peynir yiyen midem iştahla gürledi.
"İşte bunun için seni öpebilirim"dedim sırıtarak.
Neşeyle kahkaha attı.
"Et yemek istediğini söyleseydin, bende senin için avlanabilirdim"diye homurdandı Dylan ters ters yüzüme bakarak.
"Ona da söylemedim"dedim sırıtarak.
İşe koyulup bir ateş yaktık ve eti pişirdik. O kadar lezzetliydi ki, ne eti olduğunu sorarak iştahımı kaçırmak istemedim.
Karnımızı güzelce doyurduktan sonra,ateşin etrafında dinlenmeye koyulduk,kendimi düşüncelere kaptırmışken Cyrus ile konuşmam gerektiğini fark ettim.
Ayaklanıp Cyrus'un yanında dikildim,ikiside bana bakarken ben sadece Cyrus'a baktım.
"Kısa bir yürüyüşe ne dersin?"diye sordum.
Cyrus tek kaşını kaldırdı,anlamasa bile ayaklandı.
"Olur tabi"dedi.
Biz ilerlerken Dylan'ın bakışlarının sırtımı yaktığını hissedebiliyordum. Yeterince uzaklaştıktan sonra, çıkıntılı bir kayanın üstüne oturdum, Cyrus'ta yanıma oturdu.
"Sorun nedir Amelia?"
"Sorun Dylan,bir şeyler sakladığımı anladı ve öğrenmek için uğraşıyor."
"Hangi konuda?"
"İblis kralı öldürecek araçları biliyor, ama onları kullanabilecek tek kişi olduğumu bilmiyor,öğrenmesini istemiyorum"dedim sıkıntıyla oflayarak.
"Haklısın, ona bende güvenmiyorum,tam olarak ne dedi?"
Ona bugün ağaçta olan konuşmayı anlattım, ama beni tehtit ettiği kısmı ve kendimi yere fırlattığım kısmı es geçtim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SİRONA "İBLİS KRAL"
FantasyAmelia on sekinci yaşına kadar Perilerin zalim kralı Nord'tan ve İblis kraldan ne olduğunu saklamak için bir demir ustası olmuş ve oğlan kılığında yaşamıştır. İçinde ne olduğunu bilmediği bir bağ yüzünden İblis kralın generaline çekiliyor.. Ama o b...
