MEDYA 👀❤️
Merba✨ Nasılsınız?
İyi okumalar diliyorum... Beğenmeyi ve Yorum yapmayı unutmayın lütfen.
Motivasyon açısından bu benim için çok önemli. Şimdiden teşekkürler ❤️
Çaresizlik bir ölüm meleği görünüşüne bürünerek dikilmişti karşıma. Bakışlarımı ayakkabılarımdan çekerek karşımda ki canavara çevirdiğim de bana iç ürperten bir bakış attığını farketmiştim. Hızla bakışlarımı tekrardan ayakkabılarıma yöneltmiştim. Bütün bunlara katlanmak zorunda kaldığım için hayattan nefret ediyorum, kendimden nefret ediyorum ama en çok senden nefret ediyorum Kim Tahehyung.
Min-ho: Biliyormusun Rose aslında seni kovmam bir saniyemi bile almaz. Gerekli bahaneler üreterek seni rahatlıkla kova bilirim. Kafe sahipleri ile bir sorun yaşayacağımı düşünmüyorum sonuçta ben buranın müdürüyüm değil mi? Ama bu işe ne kadar ihtiyaçın olduğunu da biliyorum... Bu işi daha kolay yol ile çöze biliriz.
Konuşurken etrafımda dönerek beni baştan aşağı süzmeye başlamıştı... Lafı nereye getirmek istediğini anlamıştım. Nefesini ensem de hissettiğim de içimden yardım çığlıkları atmaya başladım. O pis ellerini belimde hissettiğim an refleks olarak kendini geri atarak hızlı bir açıklama yapıp kendimi dışarı atmıştım.
Rose: Ben! Çok özür dilerim bir daha geçkalmam. Müsadenizle...işimin başına geri döneyim"
YAZARDAN
Genç kadın titreyen vücudunu dışarı zor atmıştı. O katta bulunan lavaboya hızlı adımlarla yürümüş ve kendini lavaboya kilitlemişti. Zayıf gövdesi titreyen bacaklarına çok ağır geliyor artık onu taşıyamayacağını hissettiğinde dizlerinin üstüne çökmüştü Rose. Korkudan titreyen elleri ile dizlerine sarılarak gözyaşlarını serbest bırakmıştı. Yaşadığı bu cehennem hayatı artık dayanılmaz bir hal alıyordu, aynaya her baktığında kendisinden tiksiniyor, için de ki sızı büyüyor ve büyüdükçe kapanmayan bir yaraya dönüşüyordu.
Rose 3 sene önce işe alınmıştı bu kafeye, etrafta burası hakkında pek iyi söylentiler dolaşmasa da başka çaresi yoktu. Seoul çok büyük ve prestijli bir şehirdi buranın masrafları normalin üstünde ve iş yerleri genelde ya deneyimli ya da diplomalı çalışan istiyordu.
Rose 18 yaşındayken ayrılmıştı yetiştirme yurdundan ünüversiteyi de kazanmayınca yurt bile ona bakmak istememişti. Anlayacağınız devlet bile imtina etmişti kendisinden.
kendine kalacak bir yer ararken Momo ile tanışmıtı. Momo Japondu ve varlıklı bir aileden geliyordu fakat ailesi ile yaşadığı sorunlardan dolayı reddi miras etmiş ve kendi ayaklarının üzerinde durmak için güney Kore'ye taşınmıştı. İkisi de çok kısa sürede yakın arkadaş olmuş ve gecekondudan bozma bir yere taşınmışlardı. Bu harabe için bile yüklü miktarda kira isteyen ev sahibine uymak dışında pek seçenekleri yoktu. Kafe de ki işi de Momo'nun bir arkadaşı ayarlamıştı yani bu iş bulunmaz bir nimetdi ve bunu asla kaçıramazlardı.
İşe başladığı ilk zamanlarda Min-ho'nun davranışlarını ve kendisine karşı olan tutumunu göz ardı etse de o sadece rahatsız edici bakışlarla yetinmiyor her fırsatında dokunmaya çalışıyordu, ve genç kadın her fırsatta kaçmayı başarıyordu. Ancak bir gün bu rahatsız edici temaslar şiddete dönüşmeye başladı. Min-ho'nun azabı genç kızın vücudunda morluklara dönüşmeye başlamıştı, bir kaç kez başka bir iş bulma girişimdinde bulunsa da hepsi hüsranla sonuçlanmıştı.
Birkaçkez bu vahşete çalışanlardan biri olan Felix tanık olsa da Rose " Yok bir şey diyerek geçiştiriyordu" Ancak Felix ablası gibi gördüğü genç kızın bir şylerden çok rahatsız olduğunu anlıyor ve bir gün Rose'un ona gerçekleri anlatacağını umut ediyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yıldızlara Uzak
Fanfictiongözlerini parlatan şey için savaşmamak ne büyük korkaklık...
