Mekanın renkli ışıkları altında şarkısını söylüyordu. Elleri giydiği kısa eteğin üstünde gezindikçe bakışları topladığının farkındaydı. Masada oturanların arasındaki gerginlik herkes tarafından farkedilirken kimseden çıt çıkmıyordu ve aralarındaki kartlar dönüp duruyordu.
Bu gece tüm dünya tek bir masadaydı. Kara düzenlerini öylesine benimsemiş o aptallara gülerek baktı ve yüksek notaya çıkarak herkesin aklında sesini kalıcı bıraktı. Sahnede hafif hareketlerle dans ediyor,eliyle taktığı perukla oynuyor ve herkesin yüzüne aklına kazırcasına bakıyordu. Bizzat kendisi ayarladığı renkli ışıklarla ise yüzünü değil bedenini görünür yapıyordu.
Şarkının bitmesine yakın mikrafonu eline aldı ve sahneden yavaşça indi. Tam önündeki büyük yuvarlak masaya yaklaştı ve oturan adamların omzuna hafif dokunuşlar bırakarak masa etrafında dönmeye başladı. Eli sadece birisinde durdu.
Boran...
Son nakaratı da yüksek bir şekilde söyleyip herkesin dikkatini kağıtlardan aldığında Boran'ın eline uzanıp as kartını çevik bir hareketle yukarı kaldırdı. Eli alması için tek şansı onu atmaktı. Kendisi oyunu saniyelerde çözmüştü fakat Boran'ın çaresiz hali gözle görülür biçimdeydi.
Şarkısı bittiğinde elinin altındaki bedenin kasıldığını hissedip ona döneceğini farketti ve arkasını dönerek yürüdü. Yanından geçen garsona mikrafonu uzattığı gibi hızla mekanın arka kısmına geçti. Hazırlanma odasına girdiğinde odanın kalabalık olmasıyla gülümsedi ve peruğunu çıkarıp bir kenara fırlattı. Üstüne kabanını geçirdi, eliyle dudağındaki kırmızı ruju sildi ve odanın köşesindeki koltuğa kendisini bıraktı.
Odaya hızla giren adamlarla tüm kadınlar bağırdı. Adamlar herkesin saçına odaklanmıştı. Sarı peruğun dikkat çekecek tek şey olduğunu bildiği için kullanmıştı. Kadınların sesi yükselince adamlar bıkkınlıkla odadan çıktı. Derin gülümsedi ve yandaki küçük masadan bir sigara kapıp yaktı. İçine dolan dumanı kafasını geriye yatırıp yukarı bıraktı.
Herkes o kadar bıkkındı ki kimse de dönüp ona bakmamıştı. İnsanlar gözünün önündekini göremezdi ve Derin bunu kullanmayı severdi.
Bora az önceki yabancının yardımıyla eli kazanmış tüm parayı toplamıştı. Paraya ihtiyacı yoktu ama böyle bir toplantı sayesinde kendisini hatırlatır, göz dağı verirdi. Bu sıralar işi nedenini bilmediği bir şekilde devamlı bozuluyor ve pasif kalıyordu. O kadar yükselmişken yere çakılırcasına düşeceğini farketmiş ve eline geçen her fırsatı kullanmalıydı.
Boran oyunu bitirdiği için masadan yavaşça kalktı ve üstündeki ceketi eliyle düzeltti.
"İyi oyundu beyler."
Herkes ona samimiyetsiz bir gülüş sergilemişti ama yüzlerinden ne kadar nefret ettikleri görülüyordu. Boran masadan ayrıldı ve adamlarıyla birlikte mekandan çıktı. Arabasına doğru yürüdüğünde ara sokaktan gelen çığlıkla durdu.
"Duydunuz mu?"
"Evet efendim. Bakalım mı?"
"Siz geçin ben geliyorum."
Boran sanki bilinçsizce yürüyordu. Ara sokağa tek başına girdi ve sokak lambasının yetersiz ışığıyla karanlık kalan yolda yürüdü. Kısık bir ağlama sesi onu hipnoz etmiş gibi kendisine çekiyordu. Eli beline gitti ve parmaklarını silahta sadece konumlandırdı. Yere çökmüş kadın kollarını kendisine sarmış sadece ağlıyordu.
"İyi misiniz?"
Kadın kafasını kaldırmadı ama ağlaması kısıldı.
Bora yere doğru eğildiğinde silahı tutan eli oradan ayrılmış kadının sırtına doğru uzanmıştı.
