---
Her sabah olduğu gibi yine gözlerimdeki yorgunlukla uyandım. Ne kadar uyursam uyuyayım asla dinlenemiyordum çünkü bedenimde sürekli kavga etmenin huzursuzluğunun yansıması olarak taşıyordum yorgunluğumu.
Bugün yine Minhoyla buluşacaktık. İstiyor muydum bilmiyordum çünkü her seferinde kavga ediyorduk. Geçerli bir sebep yokken bile kavga ediyorduk, ilişkimiz çekilmez bir hal almıştı ve ne kadar kavga edersek edelim ayrılamıyorduk çünkü birbirimize aşıktık.
Yani sözde öyleydik, aramızda aşk kaldı mı bilmiyordum.
Kalkıp saate baktım, saat 14.00 gibi buluşacaktık ve saat 12.00'dı.
"Vay be 2 gün sonra tanışmamızın 2. Yılı olacak. Ne kadar mükemmel wuhuuu.."
Bıkkınca söylediğim cümleden sonra tarihe baktım.
26 Kasım 2022
"Sonbaharın bana getirdiği en güzel hediyesin."
Minho'nun sözü beynimde dolanırken omuzlarımı düşürdüm ve ayaklarımı yerde sürüyerek savsak adımlarla duşa girdim. Su bedenimden akıp giderken içimde güzel hiçbir duygu olmadan duş alıyordum.
"Sonbaharın en güzel hediyesiymişim. Hah! Yalanını yesinler."
--
Duştan çıkıp kıyafetlerimi geçirdim üzerime. Aynadan kendime bakarken hayatımın nasıl değiştiğini düşünüyordum. 2 sene önce bana böyle olacağımı söyleseler güler geçerdim. Ne kadar klişe değil mi? Eminim çok yerde okudunuz bu cümleyi ama hissedilince hissediliyor işte.
"Oğlum hadi çabuk ol geç kalacaksın işe!" Diye bağırdı annem. Acaba aklını mı kaçırdı diye düşünmeden edemedim çünkü 1 yıl önce Minho'nun isteğiyle araba galerimi kapatıp onun evine taşınmıştım. Neden istediğini bile bilmiyordum ama o istediği için yapmıştım. Bugün de kavgamız yüzünden ailemin evine geri gelmiştim.
"Tamam anne geliyorum birazdan!"
Annemle uğraşmak istediğim belki de son gündü o yüzden tamam diyip geçiştirdim. Nasıl olsa aşağı indiğimde neden öyle dedi anlardım, kafa yormadım pek o yüzden.
Hazırlanıp aşağı indiğimde elini havluya silerek merdivenin başında bana bakan annemle göz göze geldik. Bir şey soracağını belli eder şekilde omzuna attı havlusunu.
"Niye bu kadar geciktin arabalardan biri için alıcı yok muydu bugün?"
Bıkkınca nefes verip omuzlarımı düşürdüm. Ya ben bunamıştım ya da annem. "Anne ben galeriyi kapattım ya."
Tek kaşını kaldırıp ellerini beline koydu.
"Oğlum deli misin ne kapatması orayı çok seviyorsun sen."
Anneme anlamaz bakışlar atarak yemek masasına geçtim. O da bana anlamaz bakışlar atarak çaprazıma oturduktan sonra sessizce kahvaltımızı ettik, ardından üzerime kabanımı geçirip kapıya yöneldim. Saate bakmak için telefonun ekranını açtım sonra.
26 Kasım 2022-13.16
İçimde tarihi tekrar etmemle gözlerimin kocaman açılması bir oldu. Elim kapının kulpunda takılı kalmış gibi öylece dururken vücudum şaşkınlıktan kaskatı kesildi.
"Ne demek 2022?!" Neredeyse bağırarak söylediğim şeyden sonra evden hala çıkmadığım için annem yanıma geldi koşturarak.
"Ne oldu oğlum iyi misin?" Dedi endişeyle. Nasıl bir yüz ifadem varsa artık kadın ne yapacağını şaşırdı. Ellerini yanaklarıma koyarak bir güzel yüzümü avuçladı ve bir şey olup olmadığına emin olmak istermişcesine yüzümü inceledi.
"Anne bugünün tarihi ne?" Yanlış görmüş olmayı umarak annemin kolunu sıktım. Yalvarır gibi bakıyordum, 2024 demesini umuyordum içimden.
"26 Kasım oğlum." Tamam 26 Kasım'da okeyiz ama tarih diyorum be kadın!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Limbo
FanfictionÖnceki hayatlarında yaşadıkları bir olay sonucunda kader ağlarını minho ve jisungu boğarcasına örmüştü. Şimdiki hayatlarında ise her düğümü tek tek çözmeleri gerekiyordu ikilinin. "Ölüm yakışmadı sana sevgim. Kalk da beraber mutlu olalım hadi." Kol...
