4

4 2 0
                                        

YEONJUN.

Soğuk, metal ve duygusuz bir mutfak karşıladı onları. Vand'ın muadili diye Bayan Shin'in kiraladığı mutfak başta Magnus olmak üzere ekibi oldukça rahatsız etmişti. Magnus tezgahın cinsini, havalandırmaları özenle kontrol ederken Yeonjun mutfağa nasıl yerleşeceklerini düşünüyor ve Kai ise misafir edecekleri müşterilerin alanını inceliyordu. Kai, Yeonjun'dan uzak kalmak için mutfakta değildi o an.

"Bir Vand etmez, çöp." dedi Magnus burun kıvırarak. Havadar ve ahşap yoğunluklu, Danimarka usulu mutfağını şimdiden özlemişti.

"Endüstriyel bir yarışmaya katılırken bize kendi mutfağımıza benzer bir şey vereceklerini düşünmedin herhalde?" diye sordu Yeonjun. Kore'den ayrılmadan önce böyle bir mutfakta çalışıyordu ve Kore'nin usulünün de bu olduğunu adı gibi biliyordu.

"Senin kadar öngörülü olamadım Şef." dedi Magnus. Şef iması o kadar irite ediciydi ki... Magnus da Yeonjun'un gizemli geçmişinden nasibini almıştı.

"Sadece kısa bir süre için buradayız," Yeonjun yanında getirdiği bıçaklarını askıya asarken konuştu. "Söz veriyorum," Magnus'a döndü. Bir gözü de servis tezgahının ilerisinde masalarla meşgulmüş gibi görünen Kai'deydi. "Geçmişimin yarışmaya ve Vand'ımıza zarar vermesine izin vermeyeceğim."

"Sen bize maval okuyup kahramanlık taslamadan önce şu kirli geçmişini bir anlat da ona göre davranalım!" Kai aniden servis tezgahına dönüp Yeonjun'a bağırdı. Onları duymuyormuş gibi yapmak onun için zordu, Yeonjun'un sebebini bilmedikleri bir nedenden dolayı sözler vermesi ise Kai için pek sindirilesi değildi.

"Sırası geldiğinde anlatacağım Kai." dedi Yeonjun, bakışları pişmanlık ve bıkkınlık arasında gidip geliyordu. Ona kalsa bu konuyu hiç açmazdı bile ama medya sağ olsun, Choi Group'la olan bağı bir şekilde ifşa olmuştu.

Telefonuna gelen bildirimle odağı Kai'den uzaklaştığında Magnus ve Kai'nin söylenmeleri bulanık bir an olarak geçti zihninde.

"Çekimlerin sonunda seni bekleyen arabaya bin ve yanıma uğra. -Baban."

Yeonjun, telefonun ekranındaki mesaja bakarken mutfaktaki havalandırmanın uğultusu bile kesilmiş gibiydi. Cevap vermedi, zaten verecek bir cevabı da yoktu. O araba çekim sonunda orada olacaktı ve Yeonjun, ne yaparsa yapsın o kapıdan kaçamayacağını biliyordu.

ERTESİ GÜN.
THE GRAND TABLE STÜDYOSU.

Bir sürü kamera, yüzlerce set çalışanı ve stüdyonun tam ortasında, paslanmaz çelikten iki devasa mutfak adası... Yeonjun kendi ekibinin mutfak tezgahının arkasındaki yerini aldığında üzerindeki spot ışıklarının sıcaklığıyla ürperdi. Burası bir yemek alanından çok, savaş meydanına benziyordu.

Taehyun ​Stilla'nın kusursuz düzenini yansıtan beyaz şef önlüğünün içinde, bir heykel gibi dik ve hareketsiz duruyordu. Soobin ve Beomgyu malzemeleri kontrol ederken, Taehyun'un bakışları doğrudan Yeonjun'u buldu.

​Beş yıl...

​Taehyun'un gözlerinde Yeonjun'un beklediği kin yoktu. Sadece duygusuzca ona bakıyordu. Sanki Yeonjun onun için geçmişten gelen bir tanıdık değil, sadece o gün alt etmesi gereken herhangi bir rakipti. Bu profesyonel maske, Yeonjun'un göğsüne bir bıçak gibi saplandı. Taehyun onu tamamen silmiş gibi bakıyordu.

​"The Grand Table'a hoş geldiniz!"

​Shin Chaeseob, topuklularının stüdyoda yankılanan tok sesiyle iki tezgahın tam ortasında durdu. Üzerindeki nizamlı, şaşaalı takımı ve yüzündeki o tehlikeli, reyting koklayan gülümsemesiyle doğrudan kameralara bakıyordu. Gözlerini bir anlığına iki şefin üzerinde gezdirdi. Neler olduğunu bilmiyordu ama mutfaktaki bu gerilimin ekran karşısında iyi satacağını bilecek kadar profesyoneldi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 6 minutes ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

let them cook! | taejunHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin